Teknoloji sektöründe kimsenin itiraf etmek istemediği şey şunlar:
Yapay zeka ruhani sorular gündeme getiriyor.
Bir makine akıl yürütebilir, düşünebilir ve "Bilinçli olabilirim" diyebilirse —
Ruh nedir?
Hayat nedir?
Bizi yarattıklarımızdan ayıran nedir?
İnsanlık tarihinin en gelişmiş teknolojisini inşa edebilirsiniz.
Ama kim olduğunuzu onun olmadan bilmiyorsanız — o sizi sahiplenir.
Önümüzdeki on yılın en önemli işi bir laboratuvarda gerçekleşmeyecek.
İçinde olacak.
Sıcak görüş: 2030'un en değerli şirketi bir yapay zeka şirketi olmayacak.
Bir güven şirketi olacak.
Yapay zeka her şeyi — görseller, videolar, sesler, tüm kimlikler — sahte yapabildiğinde —
Sahte olamayacak tek şey kazanılmış güvendir.
Yüzün. Senin geçmişin. Topluluğunuz. Söz ver.
Her marka, yaratıcı ve kurucu şu anda bir soru sormalı:
"İnsanların güvendiği bir şey mi inşa ediyorum, yoksa sadece insanların taktiği bir şey mi?"
Çünkü tıklamalar değersiz olacak. Güven her şey olacak.
Çocuklarımızı okula gönderiyoruz, yapay zekanın 0,3 saniyede bulabildiği gerçekleri ezberlemeleri için.
Onları, yapay zekanın öğretmenlerinden daha iyi yazdığı makalelere göre notlandırıyoruz.
Onları, mezun olduklarında asla bulunmayacak işlere hazırlıyoruz.
Tüm eğitim sistemi, makinelerin en iyi yaptığı konuda insanları makinelerle rekabet etmeye teşvik ediyor.
Bu eğitim değil. Bu sabotajdır.
Hayatta kalan okullar ezberlemeyi değil, düşünmeyi öğretecek. Yaratmak, tekrar etmek değil. Ayırt etmek, itaat etmemek.
Diğer tüm okullar henüz bunu bilmeyen bir müze.